Android

Android dünyayı nasıl ele geçirdi?

Google, Samsung ve Çin mobil işletim sistemlerini her an her yerde bulunabilir hale getirdi. Fakat gelecek daha farklı görünüyor.

  • Android’in güçlü ortaklardan oluşan benzersiz sentezi, akıllı telefonu tarihte en hızlı adapte olunan icatlardan biri haline getirdi. Bunun bir daha gerçekleşmesi mümkün görünmüyor.
  • Dünyanın en yoğun nüfuslu ülkesi masaüstü bilgisayar geliştirme fırsatını atladı ve akıllı telefonlar için aklını kaçırdı.

Steve Jobs öfkeliydi. Biyografisini yazan Walter Isaacson’a “Gerekirse son nefesimi verene dek Apple’ın her kuruşunu bu yanlışı düzeltmek için harcayacağım” dedi. Yanlış? Üreticilerin birbiri benzeri iPhone’ların iPhone gibi çalışabilmesi için kullandığı Android isimli ücretsiz Google yazılımı ve mobil işletim sistemi. Apple Inc., başında Jobs varken iPhone taklitlerini piyasaya çıktıkları anda dava etmeyi denedi. Baş idareci, bu hedef konusunda oldukça netti. Yüksek perdeden ifadeleri arasında 2010’da sarf ettiği “Android’i mahvedeceğim” de bulunuyordu.

Neyse ki Jobs hem mahkeme salonlarında hem de piyasada hüsrana uğradı. Android olmasaydı, akıllı telefonlar onun hayatta olduğu zamanki yerinde sayabilirdi: tıpkı daha önceleri masaüstü bilgisayarın olduğu gibi, dünyanın büyük ölçüde nispeten zengin bölümlerine hapsolmuş, kayda değer bir teknoloji. Oysa şimdi akıllı telefonlar teknolojik evrimin yeni bir dalı, dünyanın geri kalanının çevrimiçi olmasını sağlayan itici güç konumunda.

abd  seçili teknolojileri kullanan hanelerin oranı

İlk önemli Android telefon olan Samsung Galaxy’nin mağaza raflarında yerini almasının üzerinden yalnızca 10 yıl geçti ve Samsung Electronics Co. 7 Ağustos’ta en son amiral gemisi modeli Galaxy Note 7’yi tanıttığında dünya nüfusunun neredeyse yarısı akıllı telefon ya da benzeri bir cihaz sahibi olmuştu bile. Bu eşiği böylesine hızlı aşan tüketici cihazlarının sayısı oldukça azdır. Her ne kadar akıllı telefon devriminin fitilini ateşleyen Apple olsa da cihazların her an her yerde bulunur olmasını sağlayan temel bileşen Android’di.

Belki de Android hiç olmasa da tüm bunlar gerçekleşirdi. Daha muhtemel ki akıllı telefonların ve genel olarak internetin bu taşma noktasına ulaşması daha uzun sürebilirdi ve online adaptasyon daha düşük bir seviyede durabilirdi. Jobs’ın Android’e verip veriştirdiği dönemde, bir önceki yıl dünya genelinde satılan 175 milyon akıllı telefonun yaklaşık yüzde 15’ini iPhone’un oluşturduğunu göz önünde bulundurun. 2018’e geldiğimizde ise Apple yine pazarın neredeyse yüzde 15’ini elinde tutuyordu, fakat toplam akıllı telefon satışları 1,4 milyara ulaşmıştı. Her 10 cihazdan en az sekizinin işletim sistemi Android’in farklı versiyonlarıydı.

Bu başarılı hamlenin ardında üç temel güç yatıyordu. Yazılımı ve hizmetleriyle Google; derin uykusundan uyanan Güney Koreli elektronik devi Samsung; büyüleyici bir ekonomik yükselişin çığır açan gereçlere yönelik devasa bir kitle yarattığı Çin. Neler yaptığından bihaber bu koalisyon bir araya gelerek benzersiz bir teknolojik dönüşüm başlattı. Android’in başarısının temelinde ise şu vardı: Tıpkı şu anki gibi muazzam ve kaotik olması. Android’in egemenliğinde rol oynayan üç büyük oyuncunun her biri, işlerin planlanma şeklinin dezavantajlarını ciddi olarak değerlendirmeye başlıyor. Android kazandı, ama şirketler akıllı telefonun ötesindeki geleceği öngörmek için yarışırken Jobs da öcünü alıyor.

Bugünkü bakış açısıyla, akıllı telefonun her an her yerde bulunmasını kader olarak değerlendirmek kolay, fakat yalnızca aşırı iyimser bir teknoloji kahini Google 2005’te Android isimli bir startup’ı satın aldığında bunu tahmin edebilirdi. iPhone 2007’de gündeme bomba gibi düştüğünde, Google açık kaynak mobil işletim sistemini telefon operatörlerine ve üreticilerine doğrudan maliyet yansıtmadan sunmak için uğraştı. Google, bunun karşılığında kârlı online reklamcılık makinesini işletim sistemi Android olan hemen hemen tüm telefonlara bağlayabildi.

Bu dönemde sektöre dair önemli kararlarının çoğunu korkunun belirlediğini söylemek abartı olmaz. Uzunca bir süre telefonların görüntülerini ve işlevlerini belirleyebilen kablosuz ağ operatörleri, dizginleri Apple’dan geri istedi. Motorola gibi üreticilerin ilk başlarda Apple’ın tasarımına verecek ikna edici bir karşılığı olmadı ve piyasadan silinmek konusunda endişelendiler. (Bu endişelerin çoğu haklı çıktı.)

Google’ın kendisi ise Apple, Microsoft Corp. ya da başka bir şirketin yeni akıllı telefon piyasasını ele geçirme ihtimali karşısında dehşete düşmüştü ve arama motorunu bunun dışında bıraktı. Android bu sorunların hepsine uygun bir çözüm ya da en azından endişeleri giderecek bir sakinleştirici gibi görünüyordu. “Google tam anlamıyla kapıyı açtı” diyor pazar araştırma şirketi IDC’nin başkan yardımcısı Ryan Reith.

Android ile herhangi bir telefon üreticisi iPhone benzeri bir ürünün seri üretimini yapabilir ve eğer istenirse ürünü kendi markasıyla tanıtmadan önce yeniden uyarlayabilir. Bilgisayar oyunları, telefon melodileri ve başka telefon yazılımları üreten şirketler, artık çoğunluğu kötü olan tescilli işletim sistemleri için uyarlanmış sayısız versiyon oluşturmak zorunda değil. Mobil operatörlerin elinde müşterilerin uğrunda daha fazla para harcayacağı, böylelikle şirketlerin web sitelerinden gelen ve hızla artan trafiği idare edebilen daha hızlı internet ağlarına döktüğü milyarlarca doları telafi etmesini sağlayacak bir şey vardı. 

İlk Android cihazların pazara girişi iPhone’dan yaklaşık 18 ay sonra, 2008 sonunda gerçekleşti. Hantallardı ve öyle hemen popülerlik kazanamadılar. Fakat teknolojinin ve cihazların iyileşmesiyle 2009’dan itibaren yavaşça bir hareketlenme başlamış oldu. Cep telefonlarının öncüsü Motorola ve nispeten yenilerden olan HTC Corp.’un hayli popüler Android telefonları çıktı. Samsung bunu başka bir seviyeye taşıdı.

Galaxy, büyük bir cep telefonu üreticisinin ilk Android modeliydi. iPhone satışa çıktığında, Samsung, dünyanın Nokia Corp.’tan sonraki ikinci en büyük cep telefonu üreticisiydi. Koreli şirket, iPhone çılgınlığının ilk turunda hazırlıksız yakalandı ama Android’in ilgi çekmeye başladığını görünce işe balıklama atladı. Samsung olası her fiyat seviyesinden farklı özelliklere sahip çeşit çeşit Android telefon üretmeye başladı. Kendi ülkesinde ve Asya’nın diğer yerlerinde geniş ekranlı telefonlarını agresif bir şekilde öne çıkardı ve bu telefonlar dünya genelinde trendleri belirler oldu. Şirket ABD’de 2011’den itibaren, “eh işte” dedirtecek cihaz güncellemelerine düşünmeden uymaları sebebiyle iPhone kullanıcılarını tiye alan televizyon reklamlarına çılgınca para dökmeye başladı.

Rakipleri Samsung’un ABD’de kabul görmek için para harcamasına buruk kıvırdıysa da bu işe yaradı. Şirket, Android’e olanca gücüyle destek vermesinden iki yıl sonra dünyanın en büyük akıllı telefon üreticisi olma yarışında Apple’a yaklaştı ve satılan her beş cihazdan neredeyse biri Samsung oldu. Counterpoint Research’e göre Güney Koreli şirket, bir sonraki yıl hızla büyüyen akıllı telefon pazarını yaklaşık üçte birini ele geçirdi.

mobil işletim sistemi pazar payı

Ardından Çin geldi. Hızlı mobil ağlar, hükümetin ekonomik büyüme hamlesi sayesinde hızla ülkenin her köşesindeki yerini aldı. Samsung ilk başlarda, hızla büyüyen şehirli kesim Apple’a yönelmeden önce Çin’de etkin bir güçtü, ama asıl kazananlar Android’in Google uygulamaları bulunmayan özel versiyonlarını üreten Huawei Technologies Co. ve Xiaomi Corp. gibi yerli akıllı telefon şirketleri oldu. Google 2010’da operasyonlarını ülkeden çektiğinden beri ABD’li şirketin web hizmetlerine Çin’de resmen erişilemiyor.

Dünyanın en yoğun nüfuslu ülkesi, masaüstü bilgisayar geliştirme fırsatını atladı ve akıllı telefonlar için aklını kaçırdı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2005’te Çin nüfusunun yüzde 10’undan daha azı internet kullanıyordu. 2017’deki en son oran ise yüzde 54. Tüm bu 800 milyon insanın neredeyse tamamı internete bağlanmak için masaüstü bilgisayar değil akıllı telefon kullanıyor. Apple Çin’de de başarılı oldu, ancak ülkede satılan her 10 akıllı telefondan neredeyse dokuzunun işletim sistemi Android.

dünyada akıllı telefon kullanımı
Akıllı telefon kullanımı geçtiğimiz 10 yılda patlayarak dünya nüfusunun yarısına yaklaştı ve bu büyümenin başlıca sorumlusu Google’ın Android mobil işletim sistemi. Mobil işletim sistemlerinin oranlarına dair bu dünya haritası, Apple’ın iOS’u ABD ve Birleşik Krallık’ın da aralarında bulunduğu telefonla dolup taşan ülkelerde rekabet edebilirliğini ve Japonya’da mutlak liderliğini korurken, Android’in büyümesi devam eden ülkeleri elinde tuttuğunu gösteriyor.

Counterpoint, en hızlı büyüyen başlıca akıllı telefon pazarı Hindistan’da Android cihazların satışların yüzde 99’unu oluşturduğunu ve internet bağlantılı telefonlarda ikinci en popüler sistemin Android benzeri KaiOS olduğunu söylüyor. Bu dağılım dünya genelinde de tekrarlanıyor. iPhone geldi ama Android alıcı pastasından en büyük dilimi kaptı ve akıllı telefonu benzersiz bir araca dönüştürdü.

Akıllı telefon satışlarının hacmi geçen yıl, iPhone’un çıktığı 2008’de olduğunun dokuz katından daha büyüktü. Yıllık cep telefonu satışlarının 1 milyara ulaşması 25 yıl sürdü. Akıllı telefonlar bu seviyeye daha hızlı ulaştı ve yeni cihaz satışlarında yakın zamanda görülen düşüşten bir yıl önce 1,5 milyarı geçti.

Elbette Android’in de üçlü takımı ve dünyanın geri kalanı açısından dezavantajları oldu. İnternet bağlantılı cihazları 10 yıldan uzun bir süre boyunca heyecan verici kılan özellikler (yetkilileri bertaraf etmek, anlık bilgiyi mümkün kılmak ve farklı görüşte insanların bağlantı kurmasını sağlamak) şimdilerde demokrasiyi, kamu güvenliğini ve akıl sağlığımızı tehdit eder halde. Samsung ve Android’in diğer ortakları da kendi uygulamalarını ya da yazılım özelliklerini standart Android kullanıcısı olanların önüne geçirerek kendilerini Google’dan kurtarmanın yollarını aramaya daha fazla odaklanıyor.

Google’ın ebeveyni Alphabet Inc. açısından ise Android’in durumu karmakarışık bir hal aldı. Uzun süren bir soruşturmanın ardından geçen yıl Avrupa Birliği düzenleyicileri, Google’ın Android’i ücretsiz ama mecburi olarak sunmasının AB’nin tekelleşme karşıtı yasalarını ihlal ettiğini açıkladı. AB ayrıca web alışverişi hizmetini rakiplerinin önüne geçirdiği ve internet aramalarındaki reklamlarda rekabete zarar verdiği gerekçesiyle Google’a para cezası kesti. Şirket, üç suçlama için temyize gidiyor.

Akıllı telefon, teknoloji dünyasının hızlandırılmış standartlarına göre artık orta yaşlı. IDC, cihaz satışlarının 2019’da da azalarak üç yıl arka arkaya düşüş göstermiş olacağını tahmin ediyor. Bu durumda, dünyanın mobil internet kullanan yüzde 50’lik kısmı ile analistlerin adaptasyonun zirveye ulaştığını tahmin ettiği yüzde 80 ila yüzde 90’lık kısmı arasında büyük bir boşluk kalıyor. Fakat bir sonraki 3,5 milyar ile 4 milyar kişiye ulaşmak daha da zorlaşıyor. Bazı insanlar ve akıllı telefonun yaygın olmadığı bazı yerler için fiyatları yeterince düşürmeye Android’in bile gücü yetmeyebilir.

Teknoloji uzmanları akıllı telefonun ötesinde ne olduğuna dair bahse tutuşadursun, ihtimaller Android’in ya da benzeri bir sistemin büyük bir rol oynamayacağı yönünde görünüyor. Kablosuz bağlantıların internetin her arabaya, ofis koltuğuna, termostata, sanal gerçeklik cihazlarına ve gözlüklere girebileceği kadar hızlı ve ucuz olacağı bir gelecekte, dijital dünyada erişim noktası işlevi gören tek bir araç çok daha önemsiz kalabilir. Bulut bilişim, sürücüsüz araçlar, ve sesli dijital asistanlar için em büyük platformlar ise Android gibi açık koalisyonlar değil, tescilli sistemler.

Bu bağlamda bir örnekleri mevcut. Apple, dünyadaki akıllı telefonlar içinde ufak bir oranla dahi akıllı telefon üreticilerinden kârlarının büyük bölümünü kapıyor ve sadık iPhone sahipleri her yıl milyarlarca dolarlık Apple uygulamaları, donanımları ve internet eklentileri satın alıyor. Yani Google’ın işletim sistemi örtüsü tüm dünyanın üstüne serilse de yeni nesil cihazların galibi Jobs’ın felsefesi olabilir. Öyle ya da böyle, bilişimin geleceği muhtemelen Android’e benzemeyecek; dünyaya hükmeden açık, demokratlaştıran, bir şekilde kontrol edilemez bir teknoloji. (Bloomberg)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir