Dünya

Amerika dünyayı uyarıyor: Huawei’e dikkat edin!

ABD’nin 28 Ocak’ta Huawei Technologies Co.’ya yönelttiği suçlamalar, 5G şebekeleri veya Çin’in casusluk merkeziyle ilgili bir konuya doğrudan değinilmiyordu. Ancak yeni nesil kablosuz ağ ekipmanı için Huawei kullanmayı düşünen dünya liderlerine açık bir mesaj yollanıyordu: Çin’in en büyük teknoloji şirketi Huawei, ulusal güvenliğiniz için tehdit teşkil ediyor.

ABD’nin New York kentinin Brooklyn bölgesinde hazırlanan 13 maddelik iddianamede savcılar Huawei’i ve iki bağlı şirketin ve ana şirketin CFO’su Meng Wanzhou’yu banka ve para transferinde sahteciliğin yanı sıra İran’la iş yapmakla suçladı. Washington eyaletinde açılan davada, şirketin T-Mobile USA Inc.’ten ticaret sırları çaldığı ve rakiplerinden teknoloji aşıran çalışanlarına ikramiye vadettiği iddia ediliyor. Washington’daki bir basın toplantısında suçlamaları açıklayan FBI müdürü Christopher Wray, davaların “Huawei’in Amerikalı şirketleri ve finansal kuruluşları istismar etmek için yüzsüz ve ısrarlı faaliyetleri ile özgür ve adil küresel pazarı tehdit edişini açığa çıkardığını” söylemişti.

Dava, Washington’da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in en üst ekonomik danışmanı ile gerçekleştirilen ve daha fazla ek ithalat vergisi artışının önüne geçmeye çalışan müzakereleri daha da karmaşık bir hale getirdi. Bu, aynı zamanda dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki daha kapsamlı güvenlik ve ticaret gerilimlerinin, aylarca süren ticaret savaşında bir uzlaşmaya varılsa bile devam edeceğinin açık bir göstergesi. “Yalnızca daha önceki casusluk vakalarıyla ilgili sağlam kanıt bulunduğu bilgisinin üzerine gitmiyorlar” diyor Çin’in dijital ekonomisi üzerine çalışan Washington merkezli düşünce kuruluşu New America’dan Graham Webster ve devam ediyor: “Huawei’e yönelik tüm güveni sarsmaya çalışıyorlar ve bu şirketin altyapınız için güvenilmez olduğunu söylüyorlar.”

Suçlamalar, Çin’in ekonomik yükselişinin ve ABD’nin dünyanın süper gücü olduğu algısını sarsışının sembolü olan Huawei üzerindeki ilgiyi daha da yoğunlaştırıyor. Pekin’i iyice kızdıran ise Huawei’in milyarder kurucusu Ren Zhengfei’nin kızı Meng’e dava açılmış olması. Huawei, 29 Ocak’ta hiçbir yanlış yapmadığını belirten bir açıklama yayınladı. Meng, ABD’nin talebi doğrultusunda Kanada’da 1 Aralık’ta tutuklandığından bu yana Huawei, dünyayı cihazlarının casusluk için kullanılmayacağı konusunda ikna etmeye çalışıyor. Ocak ayında Huawei’nin Shenzen’deki merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısında Ren, şirketinin Pekin’e casuslukta yardımcı olmadığını söyledi. Geçtiğimiz ay Polonya, bir Huawei çalışanını casusluk nedeniyle tutukladı ve şirket de bu çalışanın kendileriyle bir bağlantısı olmadığını açıklamak zorunda kaldı.

Suçlamalar, bir sahtecilik ve casusluk modeli etrafında şekilleniyor. Bu suçlamaların birinde ABD, Ren ile Meng’in 2007 yılından bu yana Huawei’in İran ile yaptığı işleri Amerikan hükümetine ve dört finansal kuruluşa yanlış aktardığını ve ABD’nin ticari yaptırımlarını ihlal ettiğini iddia ediyor. Suçlamada ayrıca şirketin soruşturmanın farkına vardıktan sonra kanıtları yok ettiği de iddia ediliyor.

Başka suçlamalarda ise Huawei’in ABD ile Çin genel merkezleri arasındaki mühendislerin e-posta yazışmaları kaynak gösterilerek T-Mobile’dan ticaret sırları çalmayı planladıkları öne sürülüyor. Amerikan hükümeti, bu e-postaların Çin’in çalışanları sürekli Huawei’in kendisi için istediği T-Mobile’a ait mobil telefonları test etmek için kullandığı robot “Tappy” hakkında kilit bilgileri toplamak üzere baskıladığının kanıtı olduğunu söylüyor. T-Mobile, hırsızlık denemesinin ardından şikayetçi olduğunda Huawei, olayın üstünü eksik bir iç soruşturma ile kapadı ve yanlışlarla ilgili kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden çalışanları suçladı. Oysa ABD’nin iddialarına göre Huawei, şirket içerisinde rakiplerinden en değerli fikirleri çalan çalışanlarına aylık ikramiyeler veren bir komite kurmuştu. Çok önemli gizli bilgileri toplayan üç bölgeden çalışanlara ise yılda iki kez özel ikramiye ödeniyordu. Suçlamada, “Çalışanlar diğer şirketlerden toplanan gizli bilgileri Huawei’in dahili web sitesinde paylaşmaya ya da çok hassas bilgileri özel bir e-posta kutusuna şifreli bir e-posta ile yollamaya yönlendiriliyor” deniliyordu.

Bu suçlamalar birlikte değerlendirildiğinde, Trump yönetiminin Huawei’in Çin hükümeti için çalıştığına yönelik iddialarını kuvvetlendiriyor. Şirketin ürünlerinin tehlikeli olduğuna dair açık bir delil bulunmasa da, emin olmak son derece zor ve ABD de bu riskin 5G gibi kritik bir altyapı için çok büyük olduğunu söylüyor. Avustralya ve Yeni Zelanda, Huawei’i 5G ağlarından uzak tutmak konusunda ABD’ye katıldı bile. Avustralyalı TPG Telecom Ltd., hükümetin 29 Ocak’ta Huawei’yi yasaklamasının ardından, finansal bir mantığı kalmadığı için ülkenin dördüncü mobil ağını kurma planlarının fişini çekti. Kanada, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi diğer ülkeler henüz bir karar almadı.

Bu kolay bir seçim değil. Huawei ticari açıdan rakiplerine kıyasla daha ucuz bir seçenek. Şirket, dünya çapında 30’dan fazla 5G ihalesi kazandığını söyledi, bunlardan 18’i ise Avrupa ülkesi. “Küresel pazar artık derinlemesine birleşik bir hale geldiği ve Huawei teknoloji ile çözümlerde başı çektiği için yakın zamanda şirketle ilgili çıkan bu haberlerin Huawei’in 5G açılımını etkilemeyeceğini düşünüyorum” diyor Nomura Asset Management’tan Bing Duan.

ABD’li yetkililer, günümüzdeki teknolojilerden çok daha büyük etkili ve sürücüsüz araçlardan süper tankerlere kadar her şeyi birbirine bağlayacak olan 5G ağlarının kontrolünün, düşmanlara bir sanayi sabotajı gerçekleştirme ve kaos yaratma konusunda büyük bir güç verebileceğini söylüyor. Avrupa Birliği’nin dijital şefi Andrus Ansip, suçlamalar yapılmadan kısa bir süre önce Bloomberg News’a verdiği bir röportajda, şirketlerin Çinli şirketlerle ortaklığa girmeden önce iki kez düşünmesi gerektiğini söylemişti. Ansip, Çin’de her kuruluşun (örneğin şirketler) ya da vatandaşın Pekin’in istihbarat bürolarına soruşturmalarında yardım etmesini zorunlu kılan yasadan dolayı endişe duyduğunu söylemişti.

Çin hükümeti ise bu suçlamaları ABD’nin Çin ekonomisini geriletmek için uyguladığı büyük planın bir parçası olarak görüyor. Pekin’deki Dışişleri Bakanlığı, 29 Ocak’ta ABD’yi Meng’in tutuklama kararını geri çekmeye ve Çinli şirketlere yönelik “anlamsız baskısını” durdurmaya çağırdı. Dışişleri Bakanlığı temsilcisi Geng Shuang, yaptığı açıklamada, “ABD bir süredir ulusal güçlerini belli Çinli işletmelerin yasal operasyonlarını zedelemek amacıyla karalamak ve saldırmak için kullanıyor” demişti ve şöyle devam etmişti: “Bunun arkasında çok güçlü siyasi suikastlar ve manipülasyonlar bulunmaktadır.” Çin, Aralık ayından bu yana Huawei’i yasaklayan hükümetlere karşı tedbir alacağını belirtti ve iki Kanada vatandaşını casusluk suçlamaları ile tutukladı.

5G teçhizatı ve güvenliği, bu kavganın ufak bir parçası. ABD, aynı zamanda Çin’in robotikten yeni enerjili araçlara ve biyoteknolojiye kadar diğer tüm kritik teknolojilere hükmetme planı Made in China 2025’i de engellemeye çalışıyor. “ABD ile Çin arasındaki teknoloji savaşı bu yıl daha da şiddetlenecek” diyor ABD’nin eski hazine yetkilisi olan ve şimdilerde de varlık yönetimi firması TCW’de müdürlük yapan David Loevinger. Yine de Huawei, yakın gelecekte gündemde olmaya devam edecek. – David Tweed ve Yuan Gao / Bloomberg

ABD ve Çin gümrük vergilerinde kısmen uzlaşsa bile, Huawei ve diğer potansiyel Çinli 5G mimarları Amerikan gözetimi altında kalacak gibi görünüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir